Aile Hukuku
Nafaka Türleri ve Hesabı (2026): AYM Süresiz Nafaka Kararı, Yoksulluk, Tedbir ve İştirak Nafakası
Boşanma sürecinde en çok merak edilen konuların başında nafaka gelir. Kimin, hangi nafakayı, ne kadar süreyle ve ne miktarda ödeyeceği çoğu zaman karışır. Bu rehberde dört nafaka türünü; şartlarını, nasıl hesaplandığını, nasıl artırılıp azaltıldığını ve tahsilini Yargıtay uygulaması ışığında sade bir dille açıklıyoruz.
Nafaka, bir kişinin geçimini sağlamakta güçlük çeken yakınına ya da eski eşine, mali gücü oranında yaptığı düzenli ödemedir. Türk hukukunda nafaka tek bir kavram değildir; ödeyeni, alanı, şartı ve süresi birbirinden farklı dört ayrı türü vardır. Bu türleri birbirine karıştırmak, uygulamada en sık yapılan hatalardan biridir; çünkü örneğin yargılama sürerken ödenen nafaka ile boşanmadan sonra ödenen nafaka aynı şey değildir.
Bu rehber, hem boşanma sürecine girecek olanlara hem de mevcut bir nafaka kararını değiştirmek isteyenlere yol göstermek için hazırlanmıştır. Konuyu, dört nafaka türünü ayrı ayrı ele alarak, şart ve sonuçlarıyla birlikte inceliyoruz.
Nafaka nedir?
Nafaka, temelini aile bireyleri arasındaki dayanışma ve bakım yükümlülüğünden alan bir yardım borcudur. Amaç, bir tarafın ekonomik olarak korunmasız kalmasını önlemektir. Nafakaya ilişkin düzenlemeler büyük ölçüde kamu düzenini ilgilendirir; bu nedenle özellikle çocuğun ve yargılama süresince eşin korunmasına yönelik nafakalarda hâkim, bir talep olmasa dahi durumu kendiliğinden gözetir.1
Nafakanın hangi türünün gündeme geleceği; ödemenin boşanma davasından önce mi, dava sürerken mi yoksa boşanmadan sonra mı istendiğine ve kimin lehine talep edildiğine göre değişir. Şimdi bu türleri tek tek ele alalım.
Nafaka, yalnızca boşanan eşleri değil, aynı zamanda ailenin en kırılgan üyesi olan çocuğu ve muhtaç durumdaki yakınları da korur. Bu yönüyle nafaka, kişisel bir "alacak" olmanın ötesinde, ailenin ve toplumun temel dayanışma ilkesini hayata geçiren bir kurumdur. Nitekim hâkimin bazı nafaka türlerini talep olmasa dahi kendiliğinden gözetmesinin altında da bu koruma düşüncesi yatar. Aşağıda her türü, hangi ihtiyacı karşıladığıyla birlikte inceleyeceğiz.
Nafaka türleri bir bakışta
Aile hukukunda dört temel nafaka türü bulunur. Aşağıdaki tablo, hangi nafakanın kim için, ne zaman ve hangi maddeye göre gündeme geldiğini özetler:
| Tür | Kimin için | Ne zaman | Dayanak |
|---|---|---|---|
| Tedbir | Eş ve/veya çocuk | Dava süresince (geçici) | TMK m.169 |
| Yoksulluk | Boşanan yoksul eş | Boşanmadan sonra | TMK m.175 |
| İştirak | Müşterek çocuk | Boşanmadan sonra | TMK m.182, 327 vd. |
| Yardım | Yardıma muhtaç yakın | Her zaman | TMK m.364 |
Görüldüğü gibi tedbir nafakası yargılamaya özgü ve geçici; yoksulluk ile iştirak nafakası boşanmanın bir sonucu; yardım nafakası ise boşanmadan bağımsız, akrabalar arasındaki bir yükümlülüktür.
En sık karıştırılan nokta
Tedbir nafakası ile yoksulluk/iştirak nafakasını ayıran şey zamandır. Tedbir nafakası yalnızca dava sürerken ödenir ve boşanma kesinleşince biter. Boşanma kesinleştikten sonra ise eş için yoksulluk, çocuk için iştirak nafakası devreye girer. Yani çoğu dosyada aynı kişi, önce tedbir nafakası alır, boşanma kesinleşince bu nafaka yoksulluk ya da iştirak nafakasına "dönüşür".
Tedbir nafakası (TMK m.169)
Tedbir nafakası, boşanma veya ayrılık davası açıldığı andan kararın kesinleşmesine kadar geçen sürede, eşin ve varsa çocukların barınma, geçim ve korunma ihtiyaçlarını güvence altına almak için hükmedilen geçici bir nafakadır. Türk Medeni Kanunu'nun 169. maddesi, dava süresince gerekli önlemlerin hâkim tarafından alınacağını düzenler.
Bu nafakanın en belirleyici özelliği, kusurdan bağımsız olmasıdır. Hâkim, tarafların dava sonunda kimin haklı çıkacağına bakmaksızın, güncel ihtiyaçları karşılamak üzere tedbir nafakasına hükmeder. Dahası, bu bir talebe de bağlı değildir; hâkim, eşlerin ve çocukların menfaatini korumak için bunu kendiliğinden (resen) takdir etmek zorundadır.2
Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre tedbir nafakası, kural olarak dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere belirlenir; yani nafaka, davanın açıldığı güne kadar geriye yürür. Nafaka, boşanma kararının kesinleşmesiyle son bulur. Bu aşamadan sonra ilgili kişi lehine, şartları varsa, yoksulluk veya iştirak nafakası devreye girer.3
Kimler için istenir ve nasıl talep edilir?
Tedbir nafakası hem yargılama süresince ekonomik olarak zorlanacak eş için hem de müşterek çocuklar için istenebilir. Uygulamada dava dilekçesinde açıkça talep edilmesi tavsiye edilir; ancak hâkim, özellikle çocukların ihtiyaçları söz konusu olduğunda talep bulunmasa bile gerekli önlemi almakla yükümlüdür. Tarafların ekonomik durumu değiştikçe, tedbir nafakasının artırılması veya azaltılması da yargılama devam ederken istenebilir.
Örnek: Ev geçimini uzun süredir eşin geliriyle sürdüren ve kendi düzenli geliri bulunmayan bir kişi, boşanma davası açıldığı anda barınma ve geçim ihtiyacını karşılayamaz duruma gelebilir. Bu kişi, dava sürerken kendisi ve yanında kalan çocuklar için tedbir nafakası talep ederek yargılama boyunca ekonomik olarak korunabilir; hâkim bu nafakayı kural olarak davanın açıldığı tarihten geçerli olacak biçimde takdir eder.
Kısa özet — tedbir nafakası
Geçicidir (yalnızca dava süresince), kusur aranmaz, hâkim resen takdir eder, kural olarak dava tarihinden başlar ve boşanma kesinleşince sona erer. Eş için de çocuk için de istenebilir.
Yoksulluk nafakası (TMK m.175)
Yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan eşe, geçimini sağlaması için diğer eş tarafından ödenen nafakadır. Amacı bir cezalandırma değil, boşanmanın ekonomik olarak zayıf tarafı korunmasız bırakmasını önlemektir. Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesi, yoksulluğa düşecek tarafın, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla, mali gücü oranında diğer taraftan süresiz olarak nafaka isteyebileceğini düzenler.
Yoksulluk nafakasının şartları
Yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için aşağıdaki koşulların bir arada bulunması gerekir:4
- Talep bulunması: Tedbir nafakasının aksine yoksulluk nafakası kural olarak talebe bağlıdır; hâkim bunu kendiliğinden hükmedemez.
- Boşanma yüzünden yoksulluğa düşme: Nafaka isteyen eş, boşanma sonucunda kendi geçimini sağlayamayacak duruma düşecek olmalıdır.
- Kusurun daha ağır olmaması: Nafaka isteyen eşin kusuru, diğer eşin kusurundan daha ağır olmamalıdır. Tarafların eşit kusurlu olması, yoksulluk nafakasına hükmedilmesine engel değildir.5
- Karşı tarafın mali gücü: Nafaka yükümlüsünün, ödeme yapabilecek ekonomik gücünün bulunması gerekir.
- Süre: Yoksulluk nafakası boşanma davasıyla birlikte istenebileceği gibi, boşanmanın kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde ayrı bir dava ile de istenebilir (TMK m.178).
Bu şartların tamamı bir arada bulunmalıdır; biri eksikse yoksulluk nafakasına hükmedilemez. Ayrıca yoksulluk nafakası, ancak boşanmaya karar verilmesi hâlinde gündeme gelir. Boşanma davası reddedilir ve evlilik devam ederse, boşanmaya bağlı yoksulluk nafakası da söz konusu olmaz; bu durumda eşler arasındaki bakım ve yardım yükümlülüğü, evlilik birliği içindeki kurallara göre değerlendirilir.
Yoksulluk ölçütü ve asgari ücret
Uygulamada en çok tartışılan nokta, kimin "yoksul" sayılacağıdır. Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre yoksulluk değerlendirmesinde asgari ücret bir ölçüt olarak esas alınır; düzenli ve yeterli bir geliri bulunmayan ya da geliri asgari ücretin altında kalan eş kural olarak yoksul kabul edilebilir. Buna karşılık her dosya, tarafların somut ekonomik ve sosyal durumuna göre ayrıca değerlendirilir; sabit bir tarife yoktur.6
Süresiz olması ne demek?
Yoksulluk nafakası kanunda "süresiz" olarak düzenlenmiştir; yani baştan belirli bir süreyle sınırlı değildir. Anayasa Mahkemesi bu ibareyi 2026'da iptal etmiştir; iptal 30 Haziran 2027'de yürürlüğe girecektir (ayrıntılar aşağıda). Ancak mevcut düzenleme bile, "sonsuza kadar ve hiç değişmeden ödenecek" anlamına gelmez. Aşağıda göreceğimiz gibi, koşullar değişirse nafaka artırılabilir, azaltılabilir veya tamamen kaldırılabilir; nafaka alan eşin yeniden evlenmesi ya da fiilen evliymiş gibi yaşaması gibi hâllerde de sona erer.7
İrat biçiminde mi, toptan mı ödenir?
Yoksulluk nafakası kural olarak aylık ve düzenli (irat) biçiminde ödenir. Bununla birlikte Türk Medeni Kanunu, tarafların durumuna göre nafakanın toptan (tek seferde) ödenmesine de imkân tanır (TMK m.176). Toptan ödeme, ileride ödememe veya tahsil sorunlarını ortadan kaldırması bakımından tercih edilebilir; ancak yükümlü için tek seferde ağır bir yük oluşturabilir. Hangi yöntemin uygun olduğu, tarafların ekonomik gücüne göre değerlendirilir.
Yoksulluk nafakası ile tazminat aynı şey değildir
Uygulamada yoksulluk nafakası ile boşanma tazminatları sıkça karıştırılır. Oysa amaçları farklıdır: maddi ve manevi tazminat (TMK m.174), boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden zarara uğrayan ve kişilik hakları zedelenen eşin bu zararının giderilmesini amaçlar; yoksulluk nafakası ise geleceğe yönelik olarak, yoksulluğa düşecek eşin geçimini güvence altına alır. Bu nedenle bir eş, şartları varsa hem tazminat hem yoksulluk nafakası talep edebilir; birinin varlığı diğerini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Örnek: Uzun yıllar ev içinde çalışıp dışarıda bir işte çalışmamış, boşanma sonrası düzenli geliri bulunmayan bir eş, kusuru diğer eşten daha ağır değilse yoksulluk nafakası talep edebilir. Aynı eş, boşanmaya sebep olan olaylarda kişilik hakları zarar görmüşse ayrıca manevi tazminat da isteyebilir.
İştirak nafakası (TMK m.182, 327 vd.)
İştirak nafakası, boşanmadan sonra çocuğun bakım, eğitim ve yetiştirilme giderlerine, velayeti kendisine bırakılmayan eşin mali gücü oranında yaptığı katkıdır. Velayet hangi eşe verilirse verilsin, diğer eşin çocuğa karşı bakım yükümlülüğü sona ermez; iştirak nafakası bu yükümlülüğün parasal ifadesidir.
Bu nafaka da çocuğun üstün yararını koruduğundan, hâkim tarafından kendiliğinden (resen) dikkate alınır; ayrıca bir talep şart değildir. Kural olarak çocuğun ergin olmasına (18 yaş) kadar ödenir. Çocuk ergin olduktan sonra öğrenimi hâlâ sürüyorsa, ana ve babanın bakım yükümlülüğü belirli koşullarla devam edebilir; bu durumda gündeme gelen artık iştirak nafakası değil, aşağıda ele alacağımız yardım nafakasıdır.8
İştirak nafakası, çocuğun büyümesiyle artan ihtiyaçları ve tarafların değişen ekonomik durumu nedeniyle sonradan artırılıp azaltılabilir. Miktar belirlenirken çocuğun yaşı, eğitim düzeyi, sağlık giderleri ve her iki ebeveynin geliri birlikte değerlendirilir.
İştirak nafakası, velayeti kendisine verilen eş tarafından çocuk adına istenebileceği gibi, çocuk ergin olduğunda öğrenimi sürüyorsa çocuğun kendisi tarafından da (yardım nafakası olarak) talep edilebilir. Nafaka, kararın verildiği andan değil, kural olarak talebin/davanın açıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar; bu nedenle talebin gecikmeden ileri sürülmesi önemlidir.
Örnek: Velayeti annede olan okul çağındaki bir çocuk için baba, gelirine göre aylık iştirak nafakası öder. Çocuğun okula başlamasıyla artan kırtasiye, servis ve kurs giderleri ortaya çıktığında, anne çocuk adına iştirak nafakasının artırılmasını isteyebilir. Çocuk 18 yaşını doldurup üniversiteye devam ederse, bu kez kendisi ana babasına karşı yardım nafakası talebinde bulunabilir.
Yardım nafakası (TMK m.364)
Yardım nafakası, boşanmadan bağımsız olarak, kişinin yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan altsoyu, üstsoyu ve kardeşlerine karşı yükümlülüğünden doğar. Örneğin ergin ancak öğrenimi süren bir çocuğun ana babasından, ya da muhtaç durumdaki bir ana babanın çocuklarından yardım nafakası istemesi mümkündür. Bu nafaka, mirasçılıktaki sıra göz önünde tutularak talep edilir ve talep edenin gerçekten muhtaç olması aranır.
Yardım nafakasında kusur aranmaz; belirleyici olan, talep edenin yardım olmaksızın yoksulluğa düşecek durumda bulunması ve yükümlünün buna gücünün yetmesidir. Bu yönüyle yardım nafakası, evlilik ya da boşanmadan bağımsız, aile bireyleri arasındaki dayanışmanın doğrudan bir sonucudur (TMK m.364-366).
Örnek: Üniversiteye devam eden ve kendi geçimini sağlayamayan ergin bir çocuk, geliri yeterli olan ana babasından yardım nafakası isteyebilir. Aynı şekilde, ileri yaşta ve muhtaç durumdaki bir ana baba da geliri iyi olan çocuklarından yardım nafakası talep edebilir.
Nafaka nasıl hesaplanır?
En çok merak edilen soru budur: "Nafaka ne kadar olur?" Gerçek şu ki nafakada herkese uygulanan sabit bir tarife veya formül yoktur. Hâkim, hakkaniyet ilkesi çerçevesinde her dosyaya özgü bir takdir yapar. Miktar belirlenirken tipik olarak şu unsurlar birlikte değerlendirilir:
- Tarafların gelirleri, malvarlığı ve düzenli giderleri,
- Nafaka isteyenin gerçek ihtiyacı ve yaşam standardı,
- Çocuk söz konusuysa çocuğun yaşı, eğitim ve sağlık giderleri,
- Nafaka yükümlüsünün ödeme gücü ve varsa başka bakmakla yükümlü olduğu kişiler,
- Tarafların sosyal ve ekonomik konumu ile yerel yaşam koşulları.
Hâkim bu unsurları tartarak, ne nafaka alacaklısını zor durumda bırakan ne de yükümlüyü ödeyemeyeceği bir borç altına sokan makul bir tutar belirler. Uygulamada tarafların, nafakanın her yıl belirli bir oranda (örneğin bir önceki yılın TÜFE oranında) kendiliğinden artırılmasını kararlaştırdığı da sıkça görülür; bu, her yıl yeniden dava açma zahmetini ortadan kaldırır.
Denizli özelinde pratik not
Aynı gelir düzeyi, farklı şehirlerde farklı bir yaşam maliyetine karşılık gelir. Denizli'deki kira, eğitim ve geçim koşulları, nafaka miktarının takdirinde somut olarak dikkate alınır. Bu nedenle nafaka talebini hazırlarken tarafın gerçek gider kalemlerinin belgeyle ortaya konması, sonuca doğrudan etki eder.
Örnek yaklaşım: Diyelim ki bir tarafın aylık net geliri belgelidir ve karşı tarafın düzenli geliri yoktur; ayrıca velayeti alan eşin yanında okul çağında bir çocuk bulunmaktadır. Hâkim; çocuğun aylık eğitim, barınma ve sağlık giderlerini, nafaka isteyen eşin temel geçim ihtiyacını ve yükümlünün ödeme gücünü ayrı ayrı değerlendirir. Sonuçta çocuk için bir iştirak nafakası, eş için (şartları varsa) ayrı bir yoksulluk nafakası olmak üzere iki kalem birlikte belirlenebilir. Buradaki tutarlar dosyanın somut verilerine göre değişir; bu yüzden internetteki "şu kadar nafaka çıkar" şeklindeki kesin rakamlara güvenmek yerine, dosyaya özgü bir hesap yapılması gerekir.
Nafakanın artırılması ve azaltılması
Nafaka kararı, sonsuza kadar değişmeyen bir hüküm değildir. Tarafların ekonomik durumunda veya ihtiyaçlarda önemli bir değişiklik olursa, nafaka miktarının yeniden belirlenmesi istenebilir. Türk Medeni Kanunu, hâkimin istem üzerine nafaka miktarını artırabileceğini ya da azaltabileceğini kabul eder (TMK m.176 ve iştirak nafakası için m.331).
- Artırım: Nafaka alan tarafın giderleri artmış (örneğin çocuğun okula başlaması, sağlık masrafları) veya yükümlünün geliri belirgin biçimde yükselmişse, nafakanın artırılması istenebilir.
- Azaltım/kaldırma: Yükümlünün geliri ciddi biçimde düşmüş, işini kaybetmiş ya da nafaka alanın durumu iyileşmişse, nafakanın azaltılması veya kaldırılması gündeme gelebilir.
Bu davalar, koşulların değiştiğinin ispatına dayanır; dolayısıyla gelir belgeleri, gider kayıtları ve tanık gibi delillerin düzenli biçimde sunulması belirleyicidir.
Güncel: Anayasa Mahkemesi "süresiz nafaka" ibaresini iptal etti (2026)
Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "…süresiz olarak…" ibaresini Anayasa'ya aykırı bularak iptal etti. Karar, 30 Eylül 2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.*
- Künye: AYM, E.2025/156, K.2026/131, karar tarihi 4.6.2026. Konu, Antalya 12. Aile Mahkemesi'nin itiraz yoluyla yaptığı başvuru üzerine incelendi.
- Ne iptal edildi? Yalnızca "süresiz olarak" ibaresi. Yoksulluk nafakası kaldırılmadı; şartları (boşanma yüzünden yoksulluğa düşme, kusurun daha ağır olmaması, karşı tarafın mali gücü) aynen devam ediyor.
- Ne zaman yürürlüğe giriyor? Mahkeme, oluşacak hukuki boşluğu dikkate alarak iptalin Resmî Gazete'de yayımlanmasından itibaren dokuz ay sonra, yani 30 Haziran 2027'de yürürlüğe girmesine karar verdi. Bu tarihe kadar mevcut hüküm uygulanmaya devam eder; bu süre içinde kanun koyucunun nafakanın süresine ilişkin yeni bir düzenleme yapması beklenmektedir.
- Gerekçenin özü: Mahkeme çoğunluğu, kuralın her durumda süresiz nafaka imkânı tanıması nedeniyle nafaka yükümlüsü ile alacaklısı arasında adil bir denge kurulamadığını; evliliğin süresi, eşlerin yaşı ve sağlık durumu, çalışma imkânı gibi ölçütlere göre hâkimin süre belirleyebilmesine imkân veren belirli ve öngörülebilir bir çerçeve gerektiğini belirterek kuralı Anayasa'nın 2., 5. ve 17. maddelerine aykırı buldu. Mahkeme böylece aynı ibareyi Anayasa'ya uygun bulduğu 2012 tarihli kararından (E.2011/136, K.2012/72) ayrıldı.
- Oy durumu: İptal kararı oyçokluğuyla verildi (üç üye karşı oy kullandı, bir üye farklı gerekçeyle katıldı); yürürlük tarihine ilişkin karar ise oybirliğiyle alındı.
Mevcut nafaka kararları ne olacak?
Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları geriye yürümez (Anayasa m.153). Bu nedenle bugüne kadar verilmiş ve kesinleşmiş yoksulluk nafakası kararları, bu karar nedeniyle kendiliğinden sona ermez; nafaka ödeme yükümlülüğü devam eder. Mevcut bir nafakanın kaldırılması veya azaltılması, yine koşulların değişmesine dayalı dava (TMK m.176) yoluyla istenebilir. İptal kararının ve yapılacak yeni yasal düzenlemenin bu davalarda nasıl dikkate alınacağını, kanun koyucunun getireceği kurallar ve Yargıtay uygulaması belirleyecektir.
Önemli: Bu karar, nafaka ödemesini kendiliğinden kesme hakkı vermez. Mahkeme kararıyla belirlenmiş nafakanın ödenmemesi hâlinde icra takibi ve icra ceza mahkemesinde tazyik hapsi gündeme gelebilir (ayrıntı: Nafaka Ödenmiyor — İcra ile Tahsil). Değişiklik talepleri ancak mahkeme yoluyla ileri sürülebilir.
Devam eden boşanma davaları
Görülmekte olan davalarda 30 Haziran 2027'ye kadar mevcut kural uygulanır. Bu tarihten sonra verilecek kararlarda ise kanun koyucunun yapacağı yeni düzenleme esas alınacaktır; düzenleme yapılmazsa uygulamanın nasıl şekilleneceği ayrıca değerlendirilmelidir. Nafaka talebi bulunan ya da nafaka ödemekle yükümlü olan kişilerin, kendi dosyalarının durumunu bu takvim çerçevesinde değerlendirmeleri faydalı olacaktır.
Nafaka ne zaman sona erer?
Her nafaka türünün sona erme hâlleri farklıdır:
- Tedbir nafakası: Boşanma/ayrılık kararının kesinleşmesiyle kendiliğinden sona erer.
- Yoksulluk nafakası: Nafaka alan eşin yeniden evlenmesi, taraflardan birinin ölümü ya da nafaka alanın fiilen evliymiş gibi (başka biriyle) yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz bir hayat sürmesi hâllerinde sona erdirilebilir (TMK m.176/3).
- İştirak nafakası: Kural olarak çocuğun ergin olmasıyla sona erer; öğrenim devam ediyorsa yardım nafakasına dönüşebilir.
Nafaka ödenmezse ne olur?
Hükmedilen nafakanın ödenmemesi, alacaklıyı çaresiz bırakmaz. Nafaka alacağı, diğer para alacakları gibi icra takibiyle tahsil edilebilir. Bunun ötesinde nafaka, kanunun özel olarak koruduğu bir alacaktır: ödenmeyen aylıklar için borçlu hakkında icra ceza mahkemesinde şikâyet yoluyla tazyik hapsi (üç aya kadar) uygulanabilir. Konunun ayrıntısı ve izlenecek adımlar için sitemizdeki Nafaka Ödenmiyor — İcra ile Tahsil rehberimize bakabilirsiniz.
Nafaka alacağının korunması
Nafaka, kanunun ayrıcalıklı koruma tanıdığı bir alacaktır. Bu koruma, hem tahsil aşamasında hem de haciz sıralamasında kendini gösterir:
- Maaş haczinde öncelik: Kural olarak bir kişinin maaşının ancak dörtte biri haczedilebilir. Ancak nafaka alacakları bakımından bu sınır farklı işler; nafaka, diğer alacaklara göre öncelikli olarak tahsil edilir. Konunun ayrıntısı için Maaş Haczi Nasıl Kaldırılır? rehberimize bakabilirsiniz.
- İcra ve tazyik hapsi: Ödenmeyen aylık nafaka için icra takibi başlatılır; borçlu ödemede bulunmazsa şikâyet üzerine tazyik hapsi gündeme gelebilir.
- Birikmiş nafaka: Geçmişe dönük ödenmeyen nafakalar da takip konusu yapılabilir; bu nedenle ödeme aksadığında beklemeden harekete geçmek önemlidir.
Borçlu tarafın "elimde bir şey yok" savunması her zaman sonucu değiştirmez; gelir, malvarlığı ve yaşam düzeyi birlikte değerlendirilir. Nafaka borçlusu iseniz de, gerçekten ödeme gücünüzün azaldığı hâllerde doğru yol, ödememezlik değil, nafakanın azaltılması davası açmaktır.
Sık Yapılan Hatalar
- Nafaka türlerini karıştırmak: Dava süresince istenen tedbir nafakası ile boşanmadan sonraki yoksulluk/iştirak nafakasını aynı sanmak, taleplerin eksik kurulmasına yol açar.
- Yoksulluk nafakasını talep etmemek: Yoksulluk nafakası kural olarak talebe bağlıdır; boşanma davasında istenmediyse en geç bir yıl içinde ayrı dava açmak gerekir.
- Gerçek gideri belgelememek: İhtiyaç ve giderler belgelenmezse, hâkimin takdir edeceği miktar beklentinin altında kalabilir.
- Değişen koşulları takip etmemek: Gelir veya ihtiyaçlar değiştiğinde artırım/azaltım davası açılmazsa, eski miktar aynen uygulanmaya devam eder.
- Ödenmeyen nafakada süreyi kaçırmak: Tazyik hapsi şikâyetinin süresinde yapılması gerekir; gecikme hak kaybına yol açabilir.
Sık Sorulan Sorular
Tedbir nafakasında kusura bakılır mı? Hayır. Tedbir nafakası kusurdan bağımsızdır ve hâkim tarafından resen takdir edilir.
Yoksulluk nafakası ömür boyu mu ödenir? Mevcut kanunda süresizdir; ancak yeniden evlenme, birlikte yaşama, yoksulluğun kalkması veya ölüm gibi hâllerde sona erer, koşullar değişirse azaltılabilir. Anayasa Mahkemesi "süresiz olarak" ibaresini iptal etmiştir; iptal 30 Haziran 2027'de yürürlüğe girecek ve kanun koyucunun nafakanın süresine ilişkin yeni bir düzenleme yapması beklenmektedir.
Süresiz nafaka kaldırıldı mı, mevcut nafakam sona erdi mi? Hayır. İptal kararı geriye yürümez ve 30 Haziran 2027'de yürürlüğe girer; kesinleşmiş nafaka kararları kendiliğinden sona ermez ve ödeme yükümlülüğü devam eder. Nafakanın kaldırılması veya azaltılması ancak mahkemeye başvurularak istenebilir.
Erkek eş de yoksulluk nafakası alabilir mi? Evet. Şartları taşıyan hangi eş yoksulluğa düşecekse (kadın ya da erkek) nafaka talep edebilir.
İştirak nafakası çocuk 18 yaşına gelince biter mi? Kural olarak evet; ancak öğrenim sürüyorsa şartları hâlinde yardım nafakası devreye girebilir.
Nafaka her yıl artar mı? Otomatik bir artış zorunlu değildir; ancak kararda TÜFE gibi bir orana bağlı artış öngörülmüşse ya da artırım davası açılırsa artar.
Anlaşmalı boşanmada nafaka nasıl belirlenir? Taraflar nafakayı protokolde serbestçe kararlaştırır; hâkim bunu çocukların ve tarafların yararı yönünden inceleyerek onaylar. Ayrıntı için Boşanma Davası rehberimize bakabilirsiniz.
Sonuç
Nafaka, doğru kurgulandığında hem ekonomik olarak zayıf tarafı hem de çocuğun geleceğini koruyan dengeli bir kurumdur. Anahtar nokta, hangi nafaka türünün hangi aşamada gündeme geldiğini bilmek ve talepleri baştan eksiksiz kurmaktır. Tedbir nafakasını dava süresince güvence altına almak, yoksulluk nafakasını süresinde istemek, iştirak nafakasında çocuğun gerçek ihtiyacını ortaya koymak ve koşullar değiştiğinde artırım/azaltım yoluna gitmek, hak kaybını önlemenin temelidir. Bu teknik dengeleri kurarken bir avukattan destek almak, hem paranızı hem huzurunuzu korur.
Yasal uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki danışmanlık yerine geçmez. Nafaka takdiri her dosyanın somut koşullarına ve güncel içtihatlara göre değişir.
Nafaka talebi veya mevcut nafakanın değiştirilmesi mi gündeminizde?
Denizli'de tedbir, yoksulluk veya iştirak nafakası süreçlerinde durumunuzu birlikte değerlendirelim.
Ön Görüşme Talep EdinDipnotlar
- Nafakaya ilişkin düzenlemelerin kamu düzeniyle ilgisi ve hâkimin özellikle çocuk ve tedbir nafakasında resen hareket etmesi hakkında bkz. Özgecan Sırma, Yoksulluk ve İştirak Nafakası (Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Kültür Üniversitesi, 2021); Toba Shukor, Boşanma Davalarında Nafaka Türleri ve Şartları (Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Kültür Üniversitesi, 2022). ↩
- Tedbir nafakasının kusurdan bağımsız olması ve hâkim tarafından TMK m.169 uyarınca resen takdir edilmesi hakkında bkz. Merve Akpınar İş, Türk Hukukunda Tedbir Nafakası (Yüksek Lisans Tezi, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, 2022); Nur Zeynep Şen, Türk Medeni Kanununda Tedbir Nafakası (Yüksek Lisans Tezi, Galatasaray Üniversitesi, 2023). ↩
- Tedbir nafakasının kural olarak dava tarihinden geçerli olmak üzere hükmedildiği yönünde Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin yerleşik uygulaması için bkz. Şen, a.g.e.; ayrıca Akpınar İş, a.g.e. ↩
- Yoksulluk nafakasının TMK m.175 kapsamındaki koşullarının kümülatif biçimde arandığı yönünde bkz. Merve Bilge Akbulut, Türk Medeni Kanunu Kapsamında Yoksulluk Nafakası (Yüksek Lisans Tezi, Akdeniz Üniversitesi, 2021). ↩
- Tarafların eşit kusurlu olmasının yoksulluk nafakasına engel oluşturmadığı yönünde Yargıtay'ın yerleşik içtihadı için bkz. Akbulut, a.g.e.; Shukor, a.g.e. ↩
- Yoksulluk ölçütünde asgari ücretin esas alınması ve asgari ücretin altında gelire sahip eşin kural olarak yoksul kabul edilmesi yönündeki Yargıtay içtihatları için bkz. Akbulut, a.g.e. ↩
- Anayasa Mahkemesi, E.2025/156, K.2026/131, K.T. 4.6.2026; Resmî Gazete, 30.9.2026, S.33386. ↩
- Yoksulluk nafakasının süresiz niteliği ve niteliğine ilişkin tartışmalar için bkz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2011/6-537, K.2011/698, T.23.11.2011; ayrıca Akbulut, a.g.e. ↩
- İştirak nafakasının resen dikkate alınması, çocuğun erginliğine kadar sürmesi ve erginlikten sonra öğrenim hâlinde yardım nafakasına dönüşebilmesi hakkında bkz. Sırma, a.g.e. (TMK m.328/2 ve m.364). ↩
Yararlanılan kaynaklar
- Toba Shukor, Boşanma Davalarında Nafaka Türleri ve Şartları, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Kültür Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2022.
- Merve Akpınar İş, Türk Hukukunda Tedbir Nafakası, Yüksek Lisans Tezi, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2022.
- Nur Zeynep Şen, Türk Medeni Kanununda Tedbir Nafakası, Yüksek Lisans Tezi, Galatasaray Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2023.
- Özgecan Sırma, Yoksulluk ve İştirak Nafakası, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Kültür Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2021.
- Merve Bilge Akbulut, Türk Medeni Kanunu Kapsamında Yoksulluk Nafakası, Yüksek Lisans Tezi, Akdeniz Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2021.
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (özellikle m. 169, 175-176, 178, 182, 327-331, 364).
KORKMAZ