Aile Hukuku

Boşanmada Velayet: Kime Verilir, Nasıl Değişir? (Ortak Velayet Dahil)

Boşanma sürecindeki anne ve babaların en çok kaygı duyduğu konu, çocuğun velayetidir. Velayet kime verilir, çocuğun görüşü alınır mı, ortak velayet mümkün mü ve velayet sonradan değiştirilebilir mi? Bu rehberde velayeti; çocuğun üstün yararı ilkesinden ortak velayet modellerine kadar Yargıtay uygulaması ışığında sade bir dille açıklıyoruz.

Güncelleme: 12 Eylül 2026Av. Berkay Korkmaz — Denizli Barosu · Sicil No: 3530

Boşanma, eşler arasında biten bir ilişkiyi sona erdirir; ancak anne-baba ile çocuk arasındaki bağı sona erdirmez. İşte bu bağın boşanmadan sonra nasıl sürdürüleceğini belirleyen kurum velayettir. Velayetin kimde olacağı, çoğu boşanma dosyasında en duygusal ve en çok tartışılan konudur; çünkü doğrudan çocuğun günlük hayatını, eğitimini ve iki ebeveyniyle ilişkisini etkiler.

Bu rehber, boşanma sürecine girecek ya da mevcut bir velayet kararını değiştirmek isteyen anne ve babalar için hazırlanmıştır. Konuyu; velayetin ne olduğu, kime nasıl verildiği, çocuğun görüşünün ne zaman alındığı, ortak velayetin mümkün olup olmadığı ve velayetin nasıl değiştirilip kaldırıldığı başlıkları altında ele alıyoruz.

Velayet nedir?

Velayet, ergin (18 yaşını doldurmamış) çocukların bakımı, korunması, eğitimi, temsili ve mallarının yönetimi konusunda anne-babaya tanınan hak ve yükümlülüklerin bütünüdür. Türk Medeni Kanunu'na göre çocuk, ergin oluncaya kadar anne ve babasının velayeti altındadır; evlilik birliği içinde bu velayet, kural olarak anne ve baba tarafından birlikte kullanılır.1

Velayetin en önemli özelliği, bir "hak"tan çok bir görev ve sorumluluk olmasıdır. Velayet, anne-babaya çocuk üzerinde bir mülkiyet ya da üstünlük tanımaz; aksine, çocuğun sağlıklı gelişmesini sağlamak için onlara yüklenmiş bir ödevdir. Bu nedenle velayete ilişkin kurallar kamu düzenindendir; hâkim, tarafların anlaşmasıyla bağlı kalmaksızın çocuğun yararını kendiliğinden gözetir ve velayetten önceden feragat edilemez.2

Boşanmada velayet kime verilir?

Evlilik sürerken birlikte kullanılan velayet, boşanma veya ayrılık kararıyla birlikte yeniden düzenlenir. Türk Medeni Kanunu'nun 336. maddesine göre, boşanmada hâkim velayeti eşlerden birine bırakır; 182. madde uyarınca da velayetin kullanılması, çocuk ile ana-baba arasındaki kişisel ilişki ve bakım giderleri hâkim tarafından düzenlenir.3

Peki hâkim bu kararı neye göre verir? Buradaki tek ve belirleyici ölçüt, çocuğun üstün yararıdır. Anne veya babanın boşanmadaki kusuru, kural olarak velayeti doğrudan belirlemez; kusurlu bulunan bir eş de çocuğun yararı gerektiriyorsa velayeti alabilir. Hâkim, kararı verirken şu unsurları bir arada değerlendirir:

Uygulamada mahkeme, bu değerlendirmeyi çoğu zaman bir uzman (pedagog, psikolog, sosyal çalışmacı) raporuyla destekler. Uzmanlar çocukla ve ebeveynlerle görüşerek, çocuğun kiminle daha güvenli ve sağlıklı bir düzen kurabileceğine ilişkin bir kanaat sunar; hâkim bu raporu tek başına bağlayıcı saymasa da kararında önemli bir dayanak olarak kullanır.

Çocuğun üstün yararı ilkesi

Çocuğun üstün yararı, velayet hukukuna hâkim olan temel ilkedir ve yalnızca Türk hukukunun değil, Türkiye'nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin de merkezindedir. Bu ilkeye göre çocukla ilgili her kararda, anne-babanın istek ve menfaatlerinden önce çocuğun iyiliği gelir.4

Üstün yarar soyut bir kavram gibi görünse de, uygulamada somut ölçütlerle doldurulur: çocuğun güven içinde büyüyeceği istikrarlı bir ortam, eğitim ve sağlık ihtiyaçlarının karşılanması, duygusal bağlarının korunması ve iki ebeveyniyle de ilişkisini sürdürebilmesi. Bu nedenle "daha çok kazanan ebeveyn velayeti alır" biçimindeki yaygın inanç doğru değildir; maddi güç tek başına belirleyici olmayıp, esas olan çocuğun bütünsel yararıdır. Zaten maddi katkı, aşağıda ele alacağımız iştirak nafakasıyla ayrıca dengelenir.

Üstün yararın bir başka önemli yönü, istikrar unsurudur. Çocuğun alıştığı ev, okul, arkadaş çevresi ve günlük rutin, onun psikolojik güvenliğinin temelidir. Bu nedenle mahkeme, mümkün olduğunca çocuğun mevcut sağlıklı düzenini korumaya çalışır; velayeti gerektirmedikçe değiştirmemek de çoğu zaman çocuğun yararınadır. Üstün yarar ilkesi, bu yönüyle hem "en iyi düzeni kurma" hem de "işleyen düzeni gereksiz yere bozmama" anlamına gelir.

Çocuğun görüşünün alınması

Velayet belirlenirken, yeterli olgunluğa erişmiş çocuğun görüşünün alınması, hem çocuğun üstün yararının hem de onun bir birey olarak dinlenme hakkının gereğidir. Kanunda çocuğun dinlenmesi için kesin bir yaş sınırı yoktur; ölçüt, çocuğun olayları ve anne-babasının durumunu kavrayabilecek idrak (ayırt etme) gücüne erişmiş olmasıdır.5

Yargı uygulamasında bu değerlendirme her çocuk için ayrı yapılır; genel eğilim, çocuğun yaşadıklarını ve tercihinin sonuçlarını anlayabilecek olgunluğa eriştiğinin kabul edildiği hâllerde, çoğunlukla ilkokul çağının sonlarından itibaren çocuğun dinlenmesidir. Çocuğun yaşı büyüdükçe, görüşüne verilen ağırlık da artar. Bununla birlikte çocuğun görüşü, hâkim için mutlak bir emir değildir; hâkim, çocuğun açıkça yararına aykırı bir tercihte bulunduğu kanaatine varırsa bu görüşle bağlı kalmaz.

Kesin bir yaş sınırının bulunmaması, karşılaştırmalı hukuk uygulamasında da görülür. Bazı kararlarda çok küçük yaştaki bir çocuğun bile temel tercihleri bakımından dinlenebileceği kabul edilirken, bazı kararlarda çocuğun duygusal ve mantıksal olgunluğa ancak on bir-on iki yaş civarında eriştiği vurgulanmıştır. Ortak nokta şudur: belirleyici olan takvim yaşı değil, çocuğun somut idrak düzeyidir. Bu nedenle iki farklı çocuk aynı yaşta olsa bile, biri dinlenmeye yeterli olgunlukta kabul edilirken diğeri için uzman görüşüyle farklı bir sonuca varılabilir.

Önemli ayrım

Çocuğun dinlenmesi, ona "annenle mi yoksa babanla mı kalmak istiyorsun?" sorusunu sorup sorumluluğu çocuğa yüklemek değildir. Amaç, çocuğun duygularını, ihtiyaçlarını ve yaşam düzenini uzman eşliğinde anlamaktır. Bu nedenle görüşme çoğunlukla uzman aracılığıyla, çocuğu baskı altında bırakmayacak bir ortamda yapılır.

"Velayet hep anneye verilir" doğru mu?

Toplumda en yaygın yanılgılardan biri, velayetin her durumda anneye verileceği inancıdır. Bu, yarı doğru bir tespittir ve nedenini anlamak önemlidir. Hukukta anne lehine mutlak bir kural yoktur; belirleyici olan yine çocuğun üstün yararıdır. Ancak uygulamada, özellikle küçük yaştaki (bebeklik ve erken çocukluk dönemindeki) çocukların günlük bakımını fiilen çoğunlukla annenin üstlenmiş olması, mahkemelerin bu yaş grubunda velayeti sıklıkla anneye bırakmasına yol açar.

Bu bir cinsiyet ayrıcalığı değil, çocuğun bakım ihtiyacının somut olarak kim tarafından karşılandığına ilişkin bir değerlendirmedir. Nitekim çocuğun ihtiyaçlarını daha iyi karşılayacağı ortaya konulduğunda velayet babaya da verilir; annenin çocukla ilgilenmemesi, sağlık veya bağımlılık sorunları, çocuğa ya da çevresine yönelik kötü muamele gibi hâllerde velayetin babaya verilmesi olağandır. Çocuk büyüdükçe ve idrak çağına geldikçe de bu tablo değişebilir.

Ortak (birlikte) velayet ve 2017 kararı

Ortak velayet (birlikte velayet), boşanmadan sonra velayetin tek bir ebeveyne bırakılması yerine, anne ve baba tarafından birlikte kullanılmaya devam edilmesidir. Çocuk fiilen bir ebeveynin yanında yaşasa bile, okul seçimi, ciddi sağlık kararları, pasaport ve yurt dışı gibi önemli konularda her iki ebeveynin de söz hakkı ve sorumluluğu sürer.

Uzun yıllar Türk uygulamasında, velayetin kamu düzenine ilişkin olduğu gerekçesiyle boşanmadan sonra ortak velayete hükmedilemeyeceği kabul ediliyordu. Bu yaklaşım, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 20.02.2017 tarihli kararıyla değişmiştir. Bu kararda, boşanmadan sonra ortak velayetin uygulanmasının kamu düzenine aykırı olmadığı ilk kez kabul edilmiş; dayanak olarak da İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşme'ye Ek 7 Numaralı Protokol'ün, evlilik sona erse dahi eşlerin çocuklarına karşı hak ve sorumluluklarında eşitliği öngören 5. maddesi gösterilmiştir.6

Bu karardan sonra ortak velayet, Türk hukukunda uygulanabilir hâle gelmiştir. Ancak ortak velayet her dosyada otomatik olarak uygulanan bir kural değildir; yine çocuğun üstün yararına uygun düşmesi gerekir. Uygulamada ortak velayet çoğunlukla, tarafların birbiriyle iş birliği yapabildiği ve karşılıklı rızanın bulunduğu, özellikle anlaşmalı boşanma dosyalarında gündeme gelir. Sürekli çatışma hâlindeki, iletişim kuramayan ebeveynler bakımından ise ortak velayet çocuğun yararına hizmet etmeyeceği için tercih edilmez.

Ortak velayet ne zaman işler, ne zaman işlemez?

  • Uygun olduğu hâller: ebeveynler çocuk hakkında birlikte karar alabiliyor, iletişimleri sürüyor ve iş birliğine açıklarsa.
  • Uygun olmadığı hâller: ebeveynler arasında sürekli ve ciddi çatışma, iletişimsizlik ya da koordineli hareket edememe varsa; bu durumda velayetin tek tarafa verilmesi çocuğun yararınadır.

Ortak velayet modelleri

Ortak velayet kabul edildiğinde, çocuğun fiilen nerede ve nasıl yaşayacağı da düzenlenmelidir. Karşılaştırmalı hukukta ve öğretide bu konuda üç temel model öne çıkar. Bu modeller, Türk uygulamasında henüz yeni gelişmekle birlikte, tarafların anlaşmalı boşanma protokolünü şekillendirirken yol gösterici olabilir.7

ModelNasıl işler?Kimler için uygun?
Tek yerleşim (rezidans) modeliÇocuk asıl olarak bir ebeveynin yanında yaşar; diğer ebeveynle düzenli kişisel ilişki kurar. Önemli kararlar birlikte alınır.İstikrar ihtiyacı yüksek, okul düzeni sabit olması gereken çocuklar.
Değişimli (dönüşümlü) modelÇocuk, iki ebeveynin evinde yaklaşık eşit sürelerle dönüşümlü olarak yaşar.Evleri birbirine yakın, yoğun iş birliği yapabilen ebeveynler ve buna uyum sağlayabilen çocuklar.
Yuva modeliÇocuk tek bir evde kalır; anne ve baba dönüşümlü olarak o eve gelip çocukla kalır.Çocuğun düzenini hiç bozmamayı önceleyen, ekonomik olarak buna imkânı olan ebeveynler.

Bu modellerin hepsinde ortak nokta, çocuğun her iki ebeveyniyle de bağını sürdürmesidir. Hangi modelin uygulanacağı, tarafların ilişkisine, evlerin konumuna, çocuğun yaşına ve okul düzenine göre değişir. Uygulamada en sık görülen, çocuğun bir ebeveynin yanında yaşayıp diğeriyle geniş bir kişisel ilişki kurduğu tek yerleşim modelidir.

Ortak velayetin çocuk üzerindeki etkilerini inceleyen sosyolojik araştırmalar da dikkat çekicidir. Bu çalışmalarda, ortak velayetin gönüllü olarak ve iş birliği içinde uygulandığı ailelerde olumlu sonuçlar doğurduğu; çocukların özellikle babalarıyla daha sık ve nitelikli iletişim kurduğu, nafaka yükümlüsü ebeveynin nafakayı daha düzenli ödediği gözlenmiştir. Buna karşılık ortak velayetin, tarafların gönülsüz olduğu ya da sürekli çatıştığı ailelerde beklenen katkıyı sağlamadığı tespit edilmiştir. Kısacası ortak velayeti değerli kılan, onun bir "kural" olması değil, ebeveynlerin çocuğun yararı doğrultusunda gerçekten iş birliği yapıp yapamamasıdır.

Velayetin kapsamı: kişi ve malvarlığı

Velayet, çocuğun yalnızca "yanında kalacağı ebeveyni" belirlemekten ibaret değildir; çocuğun hem kişiliğine hem de malvarlığına ilişkin geniş bir yetki ve sorumluluk alanını kapsar.

Kişi varlığı bakımından velayet; çocuğun bakımı, eğitimi, sağlığı, yerleşim yerinin belirlenmesi, dinî eğitimi ve gerektiğinde adının konulması gibi konuları içerir. Malvarlığı bakımından ise velayet, çocuğa ait malların yönetimi ve çocuğun hukuki işlemlerde temsil edilmesini kapsar; anne-baba, çocuğun mallarını çocuğun yararına yönetmekle yükümlüdür.

Ortak velayette bu yetkilerin nasıl kullanılacağı önemlidir. Karşılaştırmalı hukukta yerleşmiş olan ve Türk uygulamasına da yol gösteren ayrım şudur: çocuğun yanında yaşadığı ebeveyn, gündelik yaşama ilişkin kararları tek başına alabilir; buna karşılık önemli kararlar her iki ebeveyn tarafından birlikte alınmalıdır.8

Gündelik kararlar (tek başına)Önemli kararlar (birlikte)
Günlük beslenme, uyku ve rutinlerOkul ve eğitim kurumunun seçimi
Soğuk algınlığı gibi olağan sağlık durumlarıAmeliyat gibi ciddi tıbbi müdahaleler
Okul gezisine izin gibi olağan onaylarPasaport çıkarılması ve yurt dışına çıkış
Kişisel ilişki sırasındaki gündelik bakımYerleşim yerinin (şehrin) değiştirilmesi

Kişisel ilişki (çocukla görüşme)

Velayetin bir ebeveyne verilmesi, diğer ebeveynin çocuğuyla bağını koparmaz. Velayeti kendisine bırakılmayan ebeveynin, çocuğuyla kişisel ilişki kurma (görüşme) hakkı devam eder ve bu, hâkim tarafından bir düzene bağlanır. Kişisel ilişki, yalnızca ebeveynin değil, aynı zamanda çocuğun da bir ihtiyacı ve hakkı olarak kabul edilir; çünkü çocuğun her iki ebeveyniyle sağlıklı bağ kurması, gelişimi için önemlidir.9

Uygulamada hâkim; belirli hafta sonlarını, dinî bayramların bir bölümünü ve yılın belirli dönemlerini (örneğin yaz tatilinin bir kısmını) kapsayan bir kişisel ilişki takvimi belirler. Takvimin somut ve uygulanabilir olması önemlidir; "uygun zamanlarda görüşür" gibi belirsiz ifadeler yerine gün, saat ve teslim yerinin açıkça belirlenmesi, ileride çıkabilecek anlaşmazlıkları önler.

Kişisel ilişkinin engellenmesi hukuka aykırıdır. Velayet sahibi ebeveyn, mahkemenin belirlediği düzene uymuyor ve çocuğu diğer ebeveynden haksız yere uzaklaştırıyorsa, hakkı zedelenen ebeveyn icra yoluyla kişisel ilişkinin sağlanmasını isteyebilir. Kişisel ilişkinin sürekli ve kasıtlı biçimde engellenmesi yalnızca icra sorunu da değildir; çocuğun her iki ebeveynle bağını koparmaya yönelik bu tutum, çoğu zaman velayetin değiştirilmesi için de önemli bir gerekçe hâline gelir. Çünkü çocuğu diğer ebeveyne düşmanlaştıran bir düzen, kural olarak çocuğun üstün yararına aykırı kabul edilir.

Kişisel ilişki hakkı yalnızca anne-babaya özgü de değildir. Koşulları varsa, çocuğun büyükanne ve büyükbabası gibi yakınlarıyla da uygun bir kişisel ilişki kurulmasına karar verilebilir; burada da ölçüt, çocuğun bu ilişkiden yarar görmesidir.

Velayet ve iştirak nafakası

Velayet kendisine bırakılmayan ebeveyn, çocukla ilişkisini sürdürmenin yanında, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine mali gücü oranında katılmakla da yükümlüdür. Bu ödemeye iştirak nafakası denir ve çocuk için ödenir.10

İştirak nafakası çocuğun hakkıdır; velayet sahibi ebeveyn tarafından çocuk adına istenir ve kural olarak çocuğun ergin olmasına kadar ödenir. Miktarı, tarafların ekonomik durumuna ve çocuğun ihtiyaçlarına göre hâkim tarafından belirlenir; koşullar değiştikçe artırılıp azaltılabilir. Nafaka konusunun ayrıntılarını ayrı bir rehberde ele aldık; velayetle bağlantısını doğru kurmak, sürecin mali yönünü öngörmek açısından önemlidir. Ayrıntı için Nafaka Türleri ve Hesabı rehberimize bakabilirsiniz.

Velayet ile iştirak nafakasını birbirinden ayrı düşünmek önemlidir. İştirak nafakası ödemek, o ebeveyne velayet ya da çocuğu istediği zaman görme hakkı vermez; aynı şekilde nafakanın ödenmemesi de velayeti kendiliğinden değiştirmez veya kişisel ilişkiyi ortadan kaldırmaz. Bunlar birbirinden bağımsız yükümlülüklerdir: çocukla kişisel ilişki bir yanda, ekonomik katkı diğer yanda ayrı ayrı korunur. Bir ebeveynin "nafaka ödemiyorum, o hâlde çocuğu göstermem" ya da "çocuğu göstermiyorsun, o hâlde nafaka ödemem" biçimindeki yaklaşımı hukuken geçerli değildir ve çoğu zaman aleyhe sonuç doğurur.

Velayetin değiştirilmesi

Velayet kararı, verildiği andaki koşullara göre kurulur; ancak bu koşullar zamanla değişebilir. Bu nedenle velayet kararı kesin hüküm oluşturmaz ve çocuğun yararı gerektirdiğinde, velayetin değiştirilmesi davası her zaman açılabilir.11

Velayetin değiştirilmesini gerektirebilecek başlıca durumlar şunlardır:

Bu davada da hâkim, mevcut düzeni değil, değişikliğin çocuğun yararına olup olmadığını değerlendirir. Yani velayetin değiştirilmesi için tek başına bir "gerekçe" göstermek yetmez; değişikliğin çocuğa gerçekten daha iyi bir düzen sağlayacağının ortaya konulması gerekir.

Velayetin kaldırılması

Velayetin değiştirilmesi, velayetin bir ebeveynden alınıp diğerine verilmesidir. Velayetin kaldırılması ise daha ağır bir yaptırımdır ve ebeveynin velayet yetkisinin tümüyle sona erdirilmesi anlamına gelir. Türk Medeni Kanunu'nun 348. maddesine göre, anne-babanın deneyimsizliği, hastalığı, başka bir yerde bulunması ya da benzer bir sebeple velayet görevini gereği gibi yerine getirememesi; çocuğa yeterince ilgi göstermemesi veya ona karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması hâllerinde velayet kaldırılabilir.12

Velayet her iki ebeveynden de kaldırılırsa, çocuğa bir vasi atanır. Velayetin kaldırılması, çocuğun korunmasına yönelik istisnai bir tedbirdir; hâkim, daha hafif önlemlerle çocuğun yararının korunamayacağı kanaatine vardığında bu yola başvurur. Velayeti kaldırılan ebeveynin, çocuğun bakım giderlerine katılma (nafaka) yükümlülüğü ise kural olarak devam eder. Kaldırmaya yol açan sebep ortadan kalkarsa, velayetin yeniden verilmesi de mümkündür.

İki kurumu karıştırmamak önemlidir; aralarındaki temel fark şöyle özetlenebilir:

Velayetin değiştirilmesiVelayetin kaldırılması
SonuçVelayet bir ebeveynden alınıp diğerine verilirVelayet yetkisi tümüyle sona erer
Temel sebepMevcut düzenin çocuğun yararına aykırı hâle gelmesiGörevin gereği gibi yerine getirilememesi veya ağır ihmal
Çocuk kime kalır?Diğer ebeveyneDiğer ebeveyne; her ikisinden alınırsa vasiye
NafakaYeni duruma göre belirlenirKural olarak devam eder

Yerleşim yeri ve yurt dışına çıkış

Velayete ilişkin en sık çatışma konularından biri, çocuğun yerleşim yerinin değiştirilmesi ve yurt dışına çıkarılmasıdır. Çocuğun yerleşim yeri, kural olarak velayet sahibi ebeveynin yerleşim yeridir. Ancak velayet sahibinin çocuğu başka bir şehre ya da yurt dışına götürmesi, diğer ebeveynin kişisel ilişki hakkını ve ortak velayet söz konusuysa onun karar yetkisini doğrudan etkiler.

Bu nedenle özellikle çocuğun yurt dışına çıkarılması, önemli kararlardan sayılır. Ortak velayette bu kararın birlikte alınması gerekir; tek taraflı velayette ise diğer ebeveynin kişisel ilişki hakkının zedelenmemesi için mahkemeden düzenleme veya izin istenmesi gündeme gelebilir. Çocuğun bir ebeveyn tarafından diğerinin rızası ve hukuki dayanak olmaksızın yurt dışına çıkarılması, uluslararası çocuk kaçırma kapsamında ciddi hukuki sonuçlar doğurabilir. Bu tür durumlarda, adım atmadan önce hukuki görüş almak büyük önem taşır.

Uygulamada, kişisel ilişkinin sürdüğü dosyalarda, diğer ebeveynin haklı endişesi üzerine çocuğun yurt dışına çıkışına tedbir konulması da istenebilir. Böyle bir tedbir, çocuğun izinsiz biçimde yurt dışına götürülmesini önlemeye yarar. Öte yandan velayet sahibi ebeveynin, çocuğun eğitimi ya da tatili gibi meşru bir amaçla yurt dışına çıkması söz konusuysa, bu ihtiyaç ile diğer ebeveynin hakları arasında dengeyi yine mahkeme kurar. Kısacası çocuğun yurt dışına çıkışı, tek bir ebeveynin keyfî kararına bırakılmış bir konu değildir.

Sık karşılaşılan özel durumlar

Velayet değerlendirmesi her dosyada aynı işlemez; bazı durumlar uygulamada özel bir ağırlık taşır. En sık karşılaşılanlar şunlardır:

Bu durumların hiçbiri tek başına otomatik bir sonuç doğurmaz. Hepsi, yine çocuğun üstün yararı süzgecinden geçirilerek, dosyanın bütünü içinde değerlendirilir. Bu nedenle benzer görünen iki dosya, ayrıntılarındaki farklar nedeniyle çok farklı sonuçlanabilir.

Velayet davası nasıl görülür? Süreç ve deliller

Velayet, ayrı bir "velayet davası" olarak açılabileceği gibi, çoğunlukla boşanma davasının içinde birlikte karara bağlanır. Her iki hâlde de görevli mahkeme aile mahkemesidir; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde bu sıfatla asliye hukuk mahkemesi görev yapar. Velayet kamu düzenine ilişkin olduğundan, hâkim tarafların anlaşmasıyla bağlı kalmaksızın çocuğun yararını kendiliğinden araştırır.

Sürecin belkemiği uzman (bilirkişi) incelemesidir. Mahkeme; pedagog, psikolog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzmanlardan, çocuğun ve ebeveynlerin durumunu değerlendiren bir rapor ister. Uzmanlar çoğu zaman ev ziyareti yapar, çocukla ve her iki ebeveynle ayrı ayrı görüşür ve çocuğun kiminle daha sağlıklı bir düzen kurabileceğine ilişkin kanaatini sunar. Hâkim bu raporu tek başına bağlayıcı saymaz; ancak kararının en önemli dayanaklarından biri olarak değerlendirir.

Yargılama sürerken çocuğun korunmasız kalmaması için hâkim, dava sonuçlanana kadar geçerli olmak üzere geçici (tedbiren) velayet ve kişisel ilişki düzenlemesi de yapabilir. Böylece çocuğun düzeni, uzun sürebilen yargılama boyunca askıda kalmaz.

Velayet dosyasında öne çıkan başlıca deliller şunlardır:

Bu delillerin ortak amacı, çocuğun günlük hayatının gerçekte nasıl işlediğini ve hangi düzenin ona daha iyi geleceğini ortaya koymaktır. Bu nedenle dosyayı "kimin daha haklı olduğu" üzerinden değil, "çocuk için en iyi düzenin ne olduğu" üzerinden kurmak, hem daha isabetli hem de mahkeme nezdinde daha ikna edicidir.

Sık Yapılan Hatalar

Velayet süreçlerinde en çok karşılaşılan yanılgılar, çoğu zaman hem ebeveyni hem de çocuğu yıpratır. Başlıcaları şunlardır:

Sık Sorulan Sorular

Anlaşmalı boşanmada velayet nasıl belirlenir?

Anlaşmalı boşanmada taraflar velayeti, kişisel ilişkiyi ve iştirak nafakasını protokolde düzenler. Ancak hâkim, protokoldeki velayet düzenlemesini olduğu gibi onaylamak zorunda değildir; çocuğun üstün yararına aykırı bulursa protokole müdahale edebilir veya onaylamayabilir. Bu nedenle protokolün çocuğun yararını gerçekten gözeten bir biçimde hazırlanması önemlidir.

Baba velayeti hangi durumlarda alır?

Babanın çocukla daha güçlü ve sağlıklı bir düzen kurabileceği ortaya konulduğunda velayet babaya verilebilir. Annenin çocukla ilgilenmemesi, sağlık ya da bağımlılık sorunları, kötü muamele veya çocuğun idrak çağında babayla yaşamak istemesi gibi hâller buna örnektir. Belirleyici olan yine çocuğun üstün yararıdır.

Ortak velayette iştirak nafakası ödenir mi?

Ortak velayette de çocuğun giderlerine katkı yükümlülüğü devam eder. Çocuğun fiilen daha çok bir ebeveynin yanında kaldığı hâllerde, diğer ebeveynin iştirak nafakası ödemesi olağandır. Miktar, tarafların ekonomik durumu ve çocuğun ihtiyaçlarına göre hâkim tarafından belirlenir.

Çocuk kaç yaşında kendi kararını verebilir?

Çocuğun velayet konusunda tek başına bağlayıcı bir "karar verme" yetkisi yoktur; ancak idrak çağına geldikçe görüşüne verilen ağırlık artar. Uygulamada çocuk büyüdükçe, özellikle ergenlik dönemine yaklaştıkça, tercihinin dikkate alınma oranı yükselir. Yine de son kararı, çocuğun yararını gözeterek hâkim verir.

Velayet davası ne kadar sürer?

Süre; dosyanın çekişmeli olup olmamasına, uzman raporunun alınmasına ve delil durumuna göre değişir. Anlaşmalı boşanmada velayet çoğunlukla tek celsede karara bağlanırken, çekişmeli dosyalarda uzman incelemesi ve tanık dinlenmesi nedeniyle süreç uzayabilir. Kesin bir süre vermek mümkün değildir; her dosya kendi koşullarına göre ilerler.

Velayet bende değilse çocuğun soyadını veya okulunu değiştirebilir miyim?

Hayır. Bunlar çocuğun kişiliğini yakından ilgilendiren önemli konulardır. Tek taraflı velayette bu tür kararlar kural olarak velayet sahibi ebeveyne aittir; ortak velayette ise okul seçimi gibi önemli kararların birlikte alınması gerekir. Çocuğun soyadının değiştirilmesi gibi konular ayrıca hukuki koşullara ve çoğu zaman mahkeme kararına bağlıdır.

Kişisel ilişki günü çocuğu teslim etmeyen eşe ne yapılır?

Mahkemenin belirlediği kişisel ilişki düzenine uyulmuyorsa, hakkı zedelenen ebeveyn icra yoluyla kişisel ilişkinin sağlanmasını isteyebilir. Engellemenin sürekli ve kasıtlı olması, ayrıca velayetin değiştirilmesi talebine de dayanak oluşturabilir. Bu nedenle sorunları belgelemek (teslim tutanakları, mesajlar, tanıklar) süreçte önemlidir.

Sonuç

Velayet, boşanmanın en hassas konusudur; çünkü doğrudan çocuğun günlük hayatını ve iki ebeveyniyle ilişkisini belirler. Bütün sistemin merkezinde tek bir ilke vardır: çocuğun üstün yararı. Velayetin kime verileceği, çocuğun görüşünün ne ölçüde dikkate alınacağı, ortak velayetin uygulanıp uygulanmayacağı ve kararın sonradan değiştirilip değiştirilmeyeceği hep bu ilkeye göre belirlenir.

Bu süreçte en sağlıklı yaklaşım, velayeti bir "kazanma-kaybetme" meselesi olmaktan çıkarıp çocuğun yararına odaklanmaktır. Anne ve babanın iş birliğine açık olması, hem ortak velayet gibi seçeneklerin önünü açar hem de çocuğun boşanmadan en az zararla çıkmasını sağlar. Velayete ilişkin adım atmadan önce, durumun çocuğun yararı ve mevcut deliller ışığında değerlendirilmesi, hem hak kaybını önler hem de sürecin öngörülebilir ilerlemesine yardımcı olur.

Dipnotlar

  1. Çocuğun ergin oluncaya kadar ana-babanın velayeti altında olması ve velayetin evlilik birliğinde birlikte kullanılması hakkında bkz. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.335-336. ↩
  2. Velayetin kamu düzenine ilişkin olması, velayetten feragat edilememesi ve hâkimin çocuğun yararını resen gözetmesi yönünde Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin yerleşik uygulaması; ayrıca bkz. Elif Merve Subaşı, Türk Hukukunda Birlikte Velayet (Doktora Tezi, Galatasaray Üniversitesi, 2024). ↩
  3. Boşanmada velayetin eşlerden birine bırakılması için TMK m.336/3; velayetin kullanılması, kişisel ilişki ve bakım giderlerinin düzenlenmesi için TMK m.182. ↩
  4. Çocuğun üstün yararı ilkesi için bkz. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme m.3; TMK'nın velayete ilişkin hükümleri bu ilke ışığında uygulanır. ↩
  5. Çocuğun görüşünün alınması için bkz. Çocuk Haklarına Dair Sözleşme m.12; idrak gücüne erişmiş çocuğun dinlenmesi ve hâkimin çocuğun görüşüyle bağlı olmaması yönünde Subaşı, a.g.e. ↩
  6. Boşanmadan sonra ortak velayetin kamu düzenine aykırı sayılmadığı yönünde Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 20.02.2017 tarihli, 2016/15771 E., 2017/1737 K. sayılı kararı; dayanak olarak İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşme'ye Ek 7 Numaralı Protokol m.5 (RG 25.03.2016). Ayrıca bkz. Subaşı, a.g.e. ↩
  7. Ortak velayet modelleri (tek yerleşim/rezidans, değişimli/dönüşümlü ve yuva modeli) hakkında karşılaştırmalı hukuk ve öğreti için bkz. Subaşı, a.g.e. ↩
  8. Ortak velayette gündelik yaşama ilişkin kararlar ile önemli kararlar ayrımı hakkında bkz. Subaşı, a.g.e. ↩
  9. Velayet kendisine verilmeyen ebeveynin çocukla kişisel ilişki kurma hakkı için bkz. TMK m.323 vd. ↩
  10. İştirak nafakası için bkz. TMK m.182 ve m.327 vd. ↩
  11. Velayet kararının kesin hüküm oluşturmaması ve çocuğun yararı gerektirdiğinde değiştirilebilmesi için bkz. TMK m.183. ↩
  12. Velayetin kaldırılması sebepleri için bkz. TMK m.348; her iki ebeveynden de kaldırılması hâlinde çocuğa vasi atanması için bkz. TMK m.348/son. ↩

Yararlanılan kaynaklar

  1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (özellikle m. 182, 183, 323 vd., 327 vd., 335-337, 348).
  2. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme (özellikle m. 3 ve m. 12).
  3. İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşme'ye Ek 7 Numaralı Protokol (m. 5).
  4. Elif Merve Subaşı, Türk Hukukunda Birlikte Velayet, Doktora Tezi, Galatasaray Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2024.
  5. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin velayet, ortak velayet ve kişisel ilişkiye dair kararları (özellikle 20.02.2017 T., 2016/15771 E., 2017/1737 K.).

Velayet sürecindeyseniz

Velayetin belirlenmesi, ortak velayet, kişisel ilişki ya da velayetin değiştirilmesi için durumunuzu birlikte değerlendirelim.

Ön Görüşme Talep Edin
WhatsApp