Ceza Hukuku

Uzlaşma (Uzlaştırma) Nedir? Hangi Suçlarda?

Bazı suçlarda kanun, tarafları mahkemeye götürmeden anlaşmayla çözüm bulmaya imkân tanır: uzlaştırma. Bu rehberde uzlaştırmanın ne olduğunu, hangi suçlarda uygulandığını (tek tek sayarak) ve sonuçlarını CMK m.253'e dayanarak açıklıyoruz.

Av. Berkay Korkmaz — Denizli Barosu · Sicil No: 3530Güncelleme: 20 Eylül 2026

Ceza hukuku denince akla hemen "ceza" ve "hapis" gelir. Oysa bazı suçlarda kanun, tarafları mahkeme kapısına götürmeden, karşılıklı anlaşmayla çözüm bulmalarına imkân tanır. Buna uzlaştırma denir. Doğru kullanıldığında hem mağdur zararını hızlıca giderir hem de şüpheli, hakkında dava açılmadan ve ceza almadan süreci kapatabilir. Bu yazıda uzlaştırmanın ne olduğunu, hangi suçlarda uygulandığını (tek tek sayarak), nasıl işlediğini ve sonuçlarını Ceza Muhakemesi Kanunu'na (CMK) dayanarak, vatandaşın anlayacağı dille anlatıyoruz.

Bir terim notu: Kanunda 2016'ya kadar "uzlaşma" denen kurumun adı, 6763 sayılı Kanun'la "uzlaştırma" olarak değiştirilmiştir. Halk arasında "uzlaşma" olarak bilinse de resmî adı uzlaştırmadır; bu yazıda ikisini de aynı anlamda kullanıyoruz, çünkü pratikte aynı kurumu ifade ederler.

Uzlaştırma nedir?

Uzlaştırma; kanunun izin verdiği belirli suçlarda, tarafsız bir uzlaştırmacı aracılığıyla, şüpheli (veya sanık) ile mağdurun bir araya getirilerek anlaşmaya varmalarının sağlanmasıdır (CMK m.253). Anlaşma sağlanırsa, şüpheli mağdurun zararını gidermeyi (bir edimi yerine getirmeyi) kabul eder; karşılığında hakkında dava açılmaz veya açılmış dava düşer.

Uzlaştırma bir "af" veya "cezasızlık" değildir; devletin cezalandırma yetkisinden, mağdurun rızası ve zararının giderilmesi karşılığında, belirli hafif/orta suçlarda vazgeçmesidir. Amacı; mağdurun zararını hızla gidermek, tarafları barıştırmak ve yargının iş yükünü azaltmaktır.

Uzlaştırma, modern ceza adaletinde "onarıcı adalet" olarak adlandırılan bir yaklaşımın ürünüdür. Klasik ceza yargılamasında amaç, faili cezalandırmaktır; oysa onarıcı adalette asıl hedef, suçla bozulan dengeyi mağdurun zararını gidererek yeniden kurmaktır. Bu yaklaşım, özellikle taraflar arasında süregelen bir ilişki (komşuluk, akrabalık, ticari ilişki) varsa çok daha yapıcıdır: yıllarca sürecek bir davanın husumeti büyütmesi yerine, sorun kısa sürede ve karşılıklı rızayla çözülür. İşte uzlaştırma, bu felsefenin Türk hukukundaki en somut uygulamasıdır.

Neden önemli? Uzlaşmanın sonuçları

Uzlaştırmanın sonuçları, tarafların ikisi için de somut ve önemlidir:

Bu nedenle uzlaştırma, uygun suçlarda çoğu zaman her iki taraf için de dava yolundan daha hızlı ve daha az yıpratıcıdır.

Bir noktanın altını çizelim: Uzlaştırma zorunlu bir aşamadır, sonuç değil. Yani suç uzlaştırma kapsamındaysa, savcı doğrudan dava açamadan önce uzlaştırma yoluna başvurmak zorundadır; ancak bu, tarafların anlaşmak zorunda olduğu anlamına gelmez. Taraflar özgürce reddedebilir. Uzlaştırmanın denenmiş ama sonuçsuz kalmış olması, dosyanın olağan ceza süreciyle devam etmesine engel değildir. Dolayısıyla uzlaştırma, tarafların önüne konan bir fırsattır; kullanmak da kullanmamak da taraflara aittir.

Uzlaşma teklifi geldi, ne yapmalıyım?

Bir gün sizi bir uzlaştırmacı arayabilir ve dosyanızda uzlaşma teklifini iletmek istediğini söyleyebilir. Bu, ister şüpheli ister mağdur olun, panik yapılacak bir durum değildir; aksine çoğu zaman bir fırsattır. Yapmanız gerekenler:

Unutmayın: Uzlaşmayı reddetmeniz sizi suçlu duruma düşürmez; görüşmede söyledikleriniz de sonradan delil olmaz. Yani teklifi değerlendirmek risksizdir.

Uzlaştırmaya tabi suçlar (CMK m.253)

Her suç uzlaştırmaya tabi değildir. CMK m.253, uzlaştırma girişiminde bulunulacak suçları belirler. Bunlar üç grupta toplanır:

1) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar. Yani takibi mağdurun şikâyetine bağlı olan suçların kural olarak tamamı uzlaştırma kapsamındadır (aşağıdaki istisnalar hariç).

2) Şikâyete bağlı olsun olmasın, Türk Ceza Kanunu'nda sayılan şu suçlar:

  1. Kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç, TCK m.86; m.88),
  2. Taksirle yaralama (m.89),
  3. Tehdit (m.106, birinci fıkra),
  4. Konut dokunulmazlığının ihlali (m.116),
  5. İş ve çalışma hürriyetinin ihlali (m.117/1; m.119/1-c),
  6. Hırsızlık (m.141) ve kullanma hırsızlığı,
  7. Güveni kötüye kullanma (üçüncü fıkra hariç, m.155),
  8. Dolandırıcılık (m.157),
  9. Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi (m.165),
  10. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (m.234),
  11. Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi/belgelerin açıklanması (dördüncü fıkra hariç, m.239).

3) Çocuklara özgü ek kapsam: Mağdurun/suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar da uzlaştırmaya tabidir.

Not: Diğer kanunlarda (TCK dışında) yer alan bir suçun uzlaştırmaya tabi olması için, o suçun şikâyete bağlı olması ya da ilgili kanunda uzlaştırmaya ilişkin açık bir hüküm bulunması gerekir (m.253/2).

Uzlaştırma yapılamayan suçlar (CMK m.253/3)

Bazı suçlar, şikâyete bağlı olsalar bile uzlaştırmanın tamamen dışındadır. CMK m.253/3'e göre:

Güncel değişikliğe dikkat: Uzun süre hakaret suçu uzlaştırmaya tabi kabul ediliyordu. Ancak yürürlükteki CMK m.253/3 düzenlemesinde hakaret suçu (TCK m.125) açıkça uzlaştırma kapsamı dışına alınmıştır. Bu nedenle güncel bilgiye göre hareket edilmeli; eski tarihli kaynaklara dayanılmamalıdır.

Ayrıca uzlaştırma kapsamına giren bir suç, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmişse, o olayda da uzlaştırma yoluna gidilemez. Yani bir dosyada uzlaştırılabilir ve uzlaştırılamaz suçlar iç içe geçmişse, dikkatli bir değerlendirme gerekir.

Uzlaştırmacı kimdir, ücreti kim öder?

Uzlaştırmacı; hukuk öğrenimi görmüş kişiler (avukatlar dahil) veya belirli koşulları taşıyıp uzlaştırmacı eğitimi alarak Cumhuriyet başsavcılığı bünyesindeki uzlaştırma bürosunun siciline kaydolmuş, tarafsız kişilerdir. Uzlaştırmacı, taraflardan birinin avukatı gibi değil, ikisi arasında tarafsız bir köprü olarak hareket eder; kimseyi bir sonuca zorlayamaz.

Uzlaştırmacının ücreti kural olarak Devlet tarafından (Adalet Bakanlığı bütçesinden) karşılanır. Taraflardan uzlaştırmacıya doğrudan para ödemesi istenmez. Dolayısıyla "uzlaştırmacıya ücret ödeyeceğim" endişesi yersizdir; bu, tarafların cebinden çıkan bir masraf değildir.

Uzlaştırma süreci adım adım

Uzlaştırma, belirli ve düzenli adımlardan oluşur:

  1. Kapsam tespiti: Cumhuriyet savcısı (veya kovuşturmada mahkeme), suçun uzlaştırmaya tabi olduğunu belirler ve dosyayı uzlaştırma bürosuna gönderir.
  2. Uzlaştırmacı görevlendirilmesi: Büro, siciline kayıtlı, eğitimli ve tarafsız bir uzlaştırmacı atar.
  3. Tarafların bilgilendirilmesi ve teklif: Uzlaştırmacı, şüpheli ve mağdurla iletişime geçer; uzlaştırmanın mahiyetini, kabul veya reddin sonuçlarını anlatır. Taraflar özgür iradeleriyle karar verir.
  4. Müzakere ve edimin belirlenmesi: Anlaşma sağlanırsa, giderilecek zarar ve edim (ödeme, iş yapma, özür vb.) kararlaştırılır. Edim, bir defada veya belirli taksitlerle yerine getirilebilir.
  5. Rapor ve onay: Uzlaştırmacı süreci bir raporla belgeler; savcı/mahkeme raporu ve uzlaşma belgesini denetler.

Süreç kanunda öngörülen belirli süreler içinde tamamlanır; taraflar kabul etmezse ya da anlaşma sağlanamazsa dosya olağan ceza sürecine kaldığı yerden devam eder.

Sürenin işleyişi bakımından bir bilgi: Uzlaştırmacının, görevlendirildiği tarihten itibaren süreci belirli bir süre içinde (kural olarak otuz gün, gerektiğinde uzatmayla) tamamlaması beklenir. Bu, dosyanın uzlaştırma bahanesiyle sürüncemede kalmasını önler. Taraflara ulaşılamaması veya tarafların makul sürede yanıt vermemesi, uzlaşmama olarak değerlendirilebilir. Bu nedenle uzlaştırmacının çağrısına dönmek, en azından tavrınızı (kabul/ret) net biçimde bildirmek yararınızadır; sessiz kalmak, çoğu zaman uzlaşma fırsatının kaçması anlamına gelir.

Edim ne olabilir? (örneklerle)

Uzlaştırmada üzerinde anlaşılan "edim", yalnızca para ödemekten ibaret değildir. Taraflar, mağdurun zararını ve beklentisini karşılayacak biçimde çeşitli edimlerde anlaşabilir:

Edim, tarafların iradesiyle belirlenir; kanun bir "tarife" koymaz. Edimin ölçülü ve yerine getirilebilir olması, sürecin başarısı için önemlidir. Edim hemen yerine getirilebileceği gibi, ileri bir tarihe veya taksitlere de bağlanabilir.

Kabul, ret ve edimin yerine getirilmemesi

Sürecin olası sonuçları şunlardır:

Önemli bir güvence: Uzlaşma görüşmeleri sırasında yapılan açıklamalar, daha sonra dava açılırsa delil olarak kullanılamaz. Yani uzlaşmayı denemek, "suçu kabul ettiniz" anlamına gelmez ve sizi bağlamaz.

Bir başka önemli sonuç, tekrar uzlaşma yasağıdır: Uzlaşma gerçekleşip edim yerine getirildikten sonra, aynı fiil nedeniyle kişi hakkında yeniden soruşturma açılamaz ya da dava sürdürülemez; konu kapanmış olur. Bu, uzlaşan şüpheliye gerçek bir hukuki güvenlik sağlar — "acaba sonra tekrar başıma gelir mi?" endişesi yersizdir. Ayrıca uzlaşmayla dosya kapandığında, kişi hakkında mahkûmiyet olmadığı için memuriyet, ruhsat, çalışma izni gibi alanlarda sabıka kaydına bağlı olumsuz sonuçlar da doğmaz. İşte uzlaştırmayı, özellikle geleceğini güvence altına almak isteyenler için değerli kılan da budur.

Soruşturma ve kovuşturmada uzlaştırma

Uzlaştırma iki aşamada da mümkündür. Kural olarak soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı tarafından işletilir; bu aşamada gözden kaçmış olsa dahi, kovuşturma (mahkeme) aşamasında mahkeme de suçun uzlaştırmaya tabi olduğunu görürse dosyayı uzlaştırmaya gönderir (CMK m.254). Dolayısıyla dava açılmış olması, uzlaştırma imkânının tümüyle bittiği anlamına gelmez.

Bu iki aşama arasında pratik bir fark vardır. Soruşturma aşamasında uzlaşma sağlanırsa sonuç kovuşturmaya yer olmadığı kararıdır; yani dava hiç açılmaz ve kişi mahkeme salonuna dahi çıkmaz. Kovuşturma aşamasında (dava açıldıktan sonra) uzlaşma sağlanırsa sonuç davanın düşmesidir. Her iki hâlde de kişi ceza almamış ve sabıka edinmemiş olur; ancak soruşturma aşamasında çözülmesi, hem daha hızlı hem de daha az yıpratıcıdır. Bu yüzden uzlaştırmaya açıksanız, bunu mümkün olan en erken aşamada değerlendirmekte yarar vardır. Ayrıca birden fazla failin bulunduğu suçlarda, uzlaşmadan yalnızca uzlaşan fail yararlanır (m.255); diğerleri hakkında süreç devam eder.

Çocuklarda uzlaştırma

Uzlaştırma, suça sürüklenen çocuklar (18 yaşından küçükler) bakımından daha da önemlidir; çünkü çocuğu ceza sürecinin yıpratıcı etkisinden ve olası bir mahkûmiyet kaydından koruyabilir. Yukarıda belirttiğimiz gibi, mağdurun gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, çocuklar için üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar da (yetişkinlerde kapsamda olmasa bile) uzlaştırmaya tabidir (CMK m.253/1-c). Bu, çocuklar için kapsamın daha geniş tutulduğu anlamına gelir. Çocuğun uzlaştırma sürecine katılımı, yasal temsilcisi (veli/vasi) ve gerektiğinde bir avukat eşliğinde yürütülür; çocuğun yüksek yararı esas alınır.

Uzlaştırma ile şikâyetten vazgeçme farkı

Şikâyete bağlı suçlarda mağdur, şikâyetinden vazgeçerse dava düşer. Bu, uzlaştırmaya benzese de farklıdır. Şikâyetten vazgeçme, mağdurun tek taraflı iradesiyle olur ve kural olarak karşılığında bir edim (zararın giderilmesi) güvencesi getirmez; vazgeçtikten sonra mağdurun eli çoğu zaman boş kalabilir. Uzlaştırma ise iki taraflı bir anlaşmadır: mağdur, zararının giderilmesi (edim) karşılığında sürecin sonlanmasına razı olur ve bu edim yerine getirilmezse uzlaşma bozulur, üstelik uzlaşma belgesi icra edilebilir. Kısacası uzlaştırma, mağdur için daha güvenceli; fail için ise zararı giderme yükümlülüğü karşılığında kesin bir sonuç sağlayan bir yoldur.

Uzlaştırma; önödeme ve HAGB'den farkı

Uzlaştırma, benzer amaçlı başka kurumlarla karıştırılır. Aralarındaki fark önemlidir:

Özetle: Uzlaştırma, mağdurla anlaşmaya dayalıdır ve süreci en baştan bitirebilir; diğerleri farklı koşullara ve aşamalara sahiptir.

Örnek senaryolar

Komşu kavgasında basit yaralama: İki komşu tartışıp biri diğerini basit şekilde yaralar (TCK m.86). Bu suç uzlaştırmaya tabidir. Uzlaştırmacı taraflarla görüşür; fail, mağdurun tedavi masrafını ödemeyi ve özür dilemeyi kabul eder. Edim yerine gelince dosya kapanır, kimse ceza almaz, sabıka oluşmaz.

Küçük çaplı dolandırıcılık: Bir kişi diğerini yanıltarak menfaat sağlar (TCK m.157). Uzlaştırma kapsamındadır. Taraflar, zararın taksitle ödenmesinde anlaşır; taksitler bitince dava düşer. Ancak fail taksitleri ödemezse uzlaşma bozulur, ceza süreci işler ve mağdur uzlaşma belgesini icraya koyabilir.

Hakaret: Bir kişi diğerine sosyal medyada hakaret eder (TCK m.125). Eskiden uzlaştırmaya tabi olan bu suç, güncel düzenlemeyle kapsam dışına alınmıştır; bu nedenle dosya doğrudan ceza süreci olarak yürür (bkz. Hakaret Suçu ve Cezası).

Sık yanlış bilinenler

Sık Sorulan Sorular

Hangi suçlarda uzlaşma (uzlaştırma) var?

Şikâyete bağlı suçların kural olarak tamamında ve CMK m.253'te tek tek sayılan suçlarda (kasten/taksirle yaralama, tehdit m.106/1, konut dokunulmazlığı, hırsızlık, dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma gibi) uzlaştırmaya gidilir. Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, ısrarlı takip ve hakaret kapsam dışıdır.

Uzlaşmayı kabul edersem cezam ne olur?

Uzlaşma sağlanır ve edim yerine getirilirse hakkınızda dava açılmaz (KYOK) veya açılmış dava düşer; mahkûmiyet ve sabıka kaydı oluşmaz.

Uzlaşmayı reddedebilir miyim?

Evet. Kimse uzlaşmaya zorlanamaz. Reddederseniz dosya olağan ceza süreci olarak devam eder.

Uzlaşmada anlaşılan parayı karşı taraf ödemezse ne olur?

Şüpheli edimi yerine getirmezse uzlaşma gerçekleşmemiş sayılır ve ceza süreci işler; ayrıca uzlaşma belgesi ilâm niteliğinde olduğu için icra yoluyla tahsil de mümkündür.

Hakaret suçunda uzlaşma yapılır mı?

Güncel CMK m.253/3 düzenlemesine göre hakaret suçu (TCK m.125) uzlaştırma kapsamı dışındadır.

Dayanılan başlıca mevzuat

  1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu: m.253 (uzlaştırma kapsamı ve kapsam dışı suçlar), m.254 (kovuşturmada uzlaştırma), m.255 (birden fazla fail); ayrıca karşılaştırılan kurumlar: m.171 (kamu davasının açılmasının ertelenmesi), m.231 (hükmün açıklanmasının geri bırakılması — HAGB).
  2. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.75 (önödeme).
  3. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu: m.86, 88, 89 (yaralama), 106 (tehdit), 116 (konut dokunulmazlığı), 141 (hırsızlık), 155 (güveni kötüye kullanma), 157 (dolandırıcılık), 165 (suç eşyası), 234 (çocuğun kaçırılması), 239 (sırların açıklanması); kapsam dışı: cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, m.123/A (ısrarlı takip), m.125 (hakaret).

Dosyanız uzlaştırmaya tabi mi?

Uzlaşmak mı, dava yolunu sürdürmek mi sizin için doğru? Denizli'de durumunuzu birlikte değerlendirelim.

Ön Görüşme Talep Edin
WhatsApp